Yüz yüze ve online seanslar için hemen randevu alabilirsiniz. Bizi arayın: +90 530 034 1001

Kimyasal Peeling Nedir?

Cildimiz, dış dünyayla aramızdaki en önemli bariyerdir; ancak zamanla güneş ışınları, hava kirliliği, stres ve yaşlanma gibi faktörler bu bariyerin matlaşmasına, lekelenmesine ve gözeneklerin genişlemesine neden olur. Kimyasal Peeling, cildin kontrollü bir şekilde “hasarlandırılması” ve ardından çok daha sağlıklı, taze bir dokunun inşa edilmesi prensibine dayanır. 2026 yılında bu işlem, sadece bir soyma işlemi olmaktan çıkıp, cildin derin katmanlarındaki kolajen üretimini tetikleyen bir “restorasyon” sürecine dönüşmüştür.

Kimyasal peeling, bir veya birden fazla kimyasal ajanın (asidin) cilde uygulanarak, derinin istenilen derinliğe kadar kontrollü bir şekilde soyulması işlemidir. Bu işlem, cildin üzerindeki ölü hücre tabakasını (stratum corneum) temizlerken, alt tabakalardaki canlı hücreleri yenilenmeye zorlar.

Uygulamada kullanılan asitler; glikolik asit (AHA), salisilik asit (BHA), laktik asit veya TCA (trikloroasetik asit) gibi farklı moleküler yapılardadır. Kimyasal peelingte de asitler hücreler arası bağları gevşetir. Bu sayede ciltteki lekeler, ince kırışıklıklar ve akne izleri yerini pürüzsüz bir dokuya bırakır. Dr. Sevgi Ekiyor’un kişiye özel yaklaşımıyla uygulanan kimyasal peeling, kontrollü cilt yenilenmesini destekleyerek cilt tonu düzensizliklerinin, ince çizgilerin ve mat görünümün azaltılmasına katkı sağlayabilir.

Kimyasal Peeling Nasıl Yapılır?

Kimyasal peeling süreci, cildin hassasiyetine ve hedeflenen derinliğe göre şu aşamalardan oluşur:

  • Cilt Analizi ve Hazırlık: İşlem öncesinde hastanın cilt tipi (Fitzpatrick skalası) belirlenir. Cihazlı Cilt Bakımı cihazlarıyla cildin yağ ve nem dengesi ölçülerek uygun asit konsantrasyonu seçilir.
  • Temizleme: Cilt, asidin homojen bir şekilde nüfuz edebilmesi için yağdan ve kirden tamamen arındırılır.
  • Asit Uygulaması: Belirlenen kimyasal solüsyon, fırça veya gazlı bez yardımıyla cilde sürülür. Bu aşamada hasta hafif bir karıncalanma veya yanma hissi duyabilir; bu, asidin çalıştığının bir göstergesidir.
  • Nötralizasyon: Asit ciltte belirli bir süre bekletildikten sonra, reaksiyonu durdurmak için nötralize edici solüsyonlar uygulanır.
  • Yatıştırma ve Koruma: İşlem sonunda cilt, yoğun nemlendiriciler ve yüksek faktörlü güneş koruyucularla sakinleştirilir.
  • Kombinasyon: Leke tedavilerinde daha agresif sonuçlar için peeling seansları, Lazer İzi Tedavisi veya hücresel enerjiyi artıran NAD+ Tedavisi ile desteklenerek iyileşme hızı artırılabilir.

Kimler Kimyasal Peeling Yaptırabilir? Kimlere Uygun Değildir?

Kimler Yaptırabilir?

  • Güneş lekesi, yaşlılık lekesi veya melazma şikayeti olanlar.
  • Aktif akne problemi yaşayan veya geçmişteki akne izlerinden (skarlardan) kurtulmak isteyenler.
  • Geniş gözenekli ve aşırı yağlı (sebum dengesi bozuk) cilt tipine sahip olanlar.
  • Cildi mat, donuk ve cansız görünen, “ışıltı” kaybı yaşayan bireyler.
  • Porselen Cilt Bakımı etkisini daha derin bir soyulmayla pekiştirmek isteyenler.

Kimlere Uygun Değildir?

  • Açık yarası, aktif uçuk (herpes) enfeksiyonu olanlar.
  • Son 6 ay içinde izotretinoin (ağır akne ilacı) kullananlar.
  • Güneşe aşırı maruz kalacağı bir tatil planı olanlar (özellikle yaz aylarında derin peeling önerilmez).
  • Keloid (aşırı yara iyileşmesi) eğilimi olan bireyler.
  • Hamilelik ve emzirme döneminde olanlar.

Kimyasal Peelingin Riskleri Nelerdir?

Kimyasal peeling, uzman ellerde ve doğru asit seçimiyle yapıldığında mucizevi sonuçlar verir; ancak yanlış uygulamalar bazı riskleri beraberinde getirebilir:

  • Post-İnflamatuar Hiperpigmentasyon (PIH): İşlem sonrası cildin güneşten korunmaması, beklenen leke açılması yerine daha koyu lekelerin oluşmasına neden olabilir.
  • Yanık ve Skar Oluşumu: Kimyasal peeling uygulamalarında kullanılan asidin türü, konsantrasyonu ve ciltte bekleme süresi dikkatle planlanmalıdır. Uygun olmayan uygulamalar ciltte irritasyon, yanık veya nadiren skar oluşumuna neden olabilir. Bu nedenle işlemin deneyimli bir hekim tarafından gerçekleştirilmesi önemlidir.
  • Hassasiyet ve Kızarıklık: İşlem sonrası cildin pembeleşmesi normaldir ancak bu durumun kalıcı olması doku bariyerinin hasar gördüğünü gösterir.
  • Enfeksiyon: Steril olmayan koşullarda yapılan uygulamalar cilt bariyerini zayıflatarak bakteriyel enfeksiyonlara zemin hazırlayabilir.

Kimyasal Peeling Kalıcı mıdır?

Kimyasal peelingin sağladığı yenilenme etkisi, cilt bakım rutinlerine ve yaşam tarzına bağlı olarak uzun süre devam eder.

  • Hücresel Yenilenme: Soyulan tabakanın altından gelen taze deri, doğru bakımla kalitesini korur. Ancak yaşlanma ve güneş etkisi sürdüğü için peeling tek başına ömür boyu kalıcı bir çözüm değildir.
  • Periyodik Uygulama: Cilt sağlığını zirvede tutmak için yılda 1-2 kez “yüzeyel peeling” seansları yapılması önerilir.
  • Süreklilik: Kimyasal peeling sonrasında düzenli güneş koruyucu kullanımı, uygun ev bakım ürünleri ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları sonuçların korunmasına yardımcı olabilir. Hekim değerlendirmesine göre mezoterapi veya cilt yenileme uygulamalarıyla tedavi planı desteklenebilir.
  • Bariyer Onarımı: Soyulan cildin nem dengesini korumak için ev devam ürünlerinde seramid ve hyalüronik asit kullanımı kalıcılığı destekleyen en büyük faktördür.

Sıkça Sorulan Sorular

Popüler Tedavi Soruları

Kimyasal peeling sonrası gıdı bölgesindeki sarkmalar düzelir mi?

Peeling sadece deri yüzeyindeki doku kalitesini ve sıkılığını artırır. Gıdı bölgesindeki yağ ve sarkma için PB Serum veya Jawline Dolgusu çok daha etkili bir çözüm sunar.

Uygulanan asidin derinliğine göre soyulma genellikle 3. günde başlar ve 7. güne kadar tamamlanır. Yüzeyel peelinglerde soyulma gözle görülmeyecek kadar hafif olabilir.

Yazın derin (TCA gibi) peelingler önerilmez. Ancak uzman hekim kontrolünde, yaz kullanımına uygun çok hafif (meyve asitli) peelingler güneş koruyucu desteğiyle yapılabilir.

İki işlemin amacı farklıdır. Peeling cildi dışarıdan soyarak yeniler, Somon DNA ise cildi içeriden hücresel düzeyde onarır. En iyi sonuçlar genellikle bu iki işlemin kombinasyonuyla alınır.

Leke ve akne izi tedavilerinde cildin durumuna göre 2-4 hafta aralıklarla 4-6 seanslık kürler önerilir. Sadece ışıltı kazanmak için tek seans bile fark yaratır.